PAYLAŞ

BİLİNMEYEN MASALLARIN ÜLKESİ FAS!

Bir gezgin için Fas seyahatinin başlangıç noktası olan Casablanca, elbette her şeyden önce Humphrey Bogart ile Ingrid Bergman’ın bir sinema klasiği olarak adlandırılan filmi demekti. Atatürk Havalimanı’nda uçağı beklerken Frank Sinatra’dan “As Time Goes Bye”ı dinlemeye ve içimden söylemeye başlamıştım bile.

Filmin en önemli sahnesinin geçtiği ve dillere bir zamanlar pelesenk olmuş “Bir Daha Çal Sam” repliğinin geçtiği Rick’s Bara, Casablanca’ya iner inmez gittim ve aynı repliği ben de piyaniste söylediğimde aldığın yanıt “tamam abi” şeklinde olmuştu. Rick’s Bar’da sahneye çıkan genç piyanistin Adanalı olduğunu da orada öğrenmiş oldum ve çok güzel bir anı oldu.

Sırtını Atlas dağlarına dayamış ve Afrika Kıtasının kuzeybatı ucunda yer alan Fas, her yönü ile bir bilinmeyen masallar ülkesi olarak adlandırılabilir. Kraliyet şehirleri olarak bilinen, Casablanca, Fez, Meknes, Rabat ve Marakeş ise ülkenin en önemli şehirleridir. Zaten ben de seyahatimi işte bu şehirlere yaparak bir baştan bir başa Afrika’nın en büyük beşinci, Cezayir’den sonra Mağrip’in ikinci büyük ekonomisi olan tüm Fas’ı gezdim.

Tam Arapça ismi El-Memleke El-Mağribiyye (Batı Krallığı)’dır. Genellikle El-Mağrip (Batı) ismi kullanılır. Tarihi referanslarda, ortaçağ Arap tarihçileri ve coğrafyacılar, Fas’ı,  El-Mağrip el Aqşa (En Uzak Batı) olarak anmışlardır. Aynı şekilde Cezayir için El-Mağrib al Awsat (Orta Batı) ve Tunus için de El-Mağrip al Adna (Yakın Batı) denmiştir.

“Morocco” kelimesi, Latince’deki “Morroch” kelimesinden gelir. Morroch, Latince’de,  bugünkü İspanya ve Fas topraklarında, Orta Çağ sırasında önemli bir siyasi güç olmuş Murabıtlar ve Muhavvidler’in başkentleri olan Marakeş’e verilen isimdir. İranlılar “Marrakech” ve Türkler de antik İdrisi ve Marini başkent Fes’ten dolayı bu ülkeye Fas demişlerdir.

Marakeş ismi Berberice’de “Tanrının Toprakları” anlamına gelen Mur-Akush “Kızıl Şehir” sözcüğünden gelmektedir.

Adını İspanyolca Casa ve Blanca sözcüklerinden alan ve “Beyaz Ev” anlamına gelen Casablanca ise bayağı büyük bir kent ve kent beyazdan daha çok gri bir görünüme sahip. Kentin Arapça ismi ise “Dar el Beida”.Onun anlamı da “Beyaz Ev”.

Fas’ın resmi başkenti Rabat olmasına rağmen aslında ülkenin fiili başkenti Casablanca gibi. Tüm finans ve sanayi merkezleri burada konuşlanmış ve Afrika Kıtasının nerede ise en büyük limanı da burada konuşlanmış. Tertemiz ve muhteşem bir sahile de ev sahipliği yapan kentin sahil düzenlemeleri büyük bir özen ile inşa edilmiş ve her yer tertemiz. Yaya ve bisiklet yollarının ayrıldığı, birçok kafe ve restoranın da yan yana sıralandığı Casablanca sahilinde esen okyanus rüzgârının iyi gelmeyeceği hiç kimse sanırım yoktur!

Şehrin merkezinden limana doğru giden Hasan Ali Bulvarı üzerinde ise kentin en önemli alışveriş merkezleri, turistik mağazalar tek tek sıralanmış. Uluslararası birçok kurum ve kuruluşun şehirde mutlaka birer ofisi bulunuyor. Hem ticari anlamda hem de ekonomik anlamda Fas’ın en gelişmiş şehri olan Casablanca’da yer alan iki büyük bulvar, V.Muhammed ve II. Hasan adlarını taşıyor. Fas’ın hemen hemen tüm kentlerinde en önemli iki bulvar mutlaka bu adları taşıyor.

Devlet Eski Başkanı Kral II.Hasan’ın ülkede etkisi gerçekten büyük ve görülmeye değer. Kentin her yerinden görülebilen Kral Hasan Cami, denizin doldurulması ile elde edilen alan üzerinde yapılmış. Caminin mimarı ise bir Fransız: Michel Pinseau. Cami, Fas’ın ve aynı zamanda tüm İslam ülkelerinin bir gurur abidesi niteliğinde.  Kral II.Hasan’a göre ise dünyanın sekizinci harikası olarak tayin edilmiş.

Mekke Camisi’nden sonra dünyanın en büyük camisi olarak bilinen ve yapımına 1988 yılında başlanmış olan Caminin inşaatı 5 yıl sürmüş. İki bin beş yüz işçi ve bin tane sanatkârın inşasında rol aldığı yapının tamamı 500 milyon dolara mal olmuş. Minaresinin yüksekliği tam 210 metre. Minareden yayılan 35 kilometre uzunluğundaki lazer ışını, söylediklerine göre Mekke’ye kadar uzanıyormuş. Yüz bin kişi kapasiteli caminin 3700 metre karelik tavanı açılabiliyor. Tavan kapalı olduğunda, caminin içi her biri 1200 kilogramlık 50 kristal avize ile aydınlatılıyor. Cami, Müslüman olmayan turistlere ücret karşılığı gezdiriliyor. Müslüman hanımlar ise sadece namaz vakitlerinde oldukça sıkı bir giyim kontrolünden sonra içeriye girebiliyorlar.

Osmanlıların Kuzey Afrika’da ulaşamadıkları tek ülke olan Fas’ın asıl yerlileri Berberiler, bugün toplam nüfusun %65’ini oluşturuyor. Ama Fas’ta her dilden, her dinden, her kültürden insana rastlıyorsunuz. Kozmopolit bir ülke olan Fas, özellikle Orta Afrika ülkelerinden yoğun göç almaya devam ediyor.

Paul Bowles’in “Çölde Çay” adıyla bildiğimiz ünlü romanı da yazarın buraya yerleşmesi ile burada edindiği deneyimlerinden ortaya çıkan bir eser. Aynı zamanda sinemaya da uyarlanan bu eseri de Fas’a gitmeden önce izlemenizi öneririm.

Ana fikri “Hayattaki mutluluğumuz bazen bize uzak gibi görünse de çok yakınımızda olabilir. Bunu geç de olsa anlamak bize hayatın tadına varmamızı sağlayacaktır.” olan, Brezilyalı yazar Paulo Coelho, ünlü romanı “Simyacı”da, romanın kahramanı Çoban Santigo’nun bakış açısı ile anlatır o dönemim Mağribi’ni. Sanırım o günden bugüne bir şey değişmemiş Mağrip Ülkelerinden biri olan Fas’ta. Özellikle bazı kentlerinde zaman durmuş ve insanlar hala eski zamanları yaşıyormuş hissine kapılıyorsunuz.

Yarım asra yakın Fransa’nın egemenliğinde kalmış olan Fas’ın resmi dillerinden biri de Fransızca. Ülkede Arapça ve Berberice de resmi dil olarak kullanılıyor.

Deniz kıyılarından uzaklaştıkça görülen fakirlik ve sefalet ve eğitimsizlik Fas’ta da gözle görülür bir gerçek. Deniz kenarlarında Avrupa’ya daha yakın bir giyim kuşam ve modernlik söz konusu ise de içeri bölgelerde bu durum yerini daha bir tutuculuğa ve ilkelliğe bırakmış durumda. Özellikle Fez ve Meknes son derece tutucu iki şehir. Burada Faslı kadınların giyindikleri “Cellabe” adı verilen ve çarpıcı renklerden oluşan uzun elbiseleri de bol miktarda görebiliyorsunuz.

Fas’ın Atlas Dağları’ndan doğup Atlantik Okyanusu’na dökülen en önemli nehri Ummür Baba, Casablanca-Marakeş arasındaki 250 kilometrelik tüm yol boyunca yolun bir sağında bir solunda akarak, unutulmaz bir yolculukta seyahate eşlik ediyor.

Tüm yol boyunca dünyanın en önemli fosfat madenlerine ev sahipliği yapan Fas’ın yer altı zenginliklerine tanık olmak ve bunu bilmek insana iyi geliyor. Üniversite sınavına girdiğimde karşıma çıkan bir bilgi sorusu idi: Dünyada fosfat madenleri en çok nerede çıkarılır? sorusu…

Marakeş, Fas Krallığının ilk başkenti. Bu kentte binalarından yollarına, duvarlarından toprağına kadar her yer kızıl renkte. 15 kilometre uzunluğundaki 1126 yılı yapımı şehir surlarından dolayı “Kızıl Şehir” olarak adlandırılan Marakeş’in “Eski Kent” Medina bölgesi ise tam “Bin Bir Gece Masalları”na ev sahipliği yapan bir alan.

Marakeş’in en önemli meydanı olan Cemü’l Fena’yı, yabancılar “Zamanda Asılı Kalmış Yer” olarak tanımlıyorlar. Her akşam kurulan açık hava pazarında tam bir panayır havasının hâkim olduğu meydanda yılan oynatıcılarından Marakeş büyücülerine, şifalı ot satıcılarından, sirk cambazlarından, Sinbad tarzı uçan halılarla gösteri yapanlara,  kaval çalarak vahşi hayvanları dans ettirenlerden, sokakta bir sandalye üzerinde dişçilik yapanlardan sokak lezzetlerini satanlara kadar, aklınıza ne geliyorsa her çeşit insan, burada bir keşmekeş içerisinde yaşıyor.

“Chez Ali adlı meşhur Fas lokantası ise kesinlikle uğramadan dönülmemesi gereken bir yer. Her ne kadar artık çok turistik olsa da hiç değilse bir Fas gecesinin ne olduğunu anlamak açısından görülmeyi hak ediyor. Kapıda atlıların beklediği şatafatlı bir meydandan geçerek ulaşılarak girilen alanda kendi gösterisini yapan grup gidiyor ve yerine başka bir grup çıkıyor. Fas mutfağının vazgeçilmez yemeği olan Tajin’i ise burada deneyebilirsiniz. Fas mutfağı Batı’da dünyanın en büyük mutfaklarından biri olarak takdim edilen bir ekoldür. Fas mutfağı öylesine saygı ve ilgi görür ki bazı Fransızların yalnızca kısık ateşte uzun süre pişen nefis bir Tajin yemek için Fas’a geldiğini de orada öğrenmiş bulunuyorum.

Dünyanın ilk üniversitesi olan Teoloji Medresesi de Medina’da. 1341 yılında Merinid Sultan Ebu el Hassan tarafından kurulmuş. Camül – Fena meydanının başında yer alan Sultan Yakup’un yaptırdığı 1190 yıllık Fas’ın ilk camisi Kutubiye’nin 27 metre uzunluğundaki minaresi Marakeş’in ilk girişinden itibaren görülebiliyor.

Marakeş’in Medina’sında yer alan Kapalı Çarşısı, her türlü baharatçı, halı ve seramik dükkânlarıyla bizim Kapalıçarşı ve Mısır Çarşısı’nı andırıyor. Özellikle Berberilerin geleneksel el sanatlarını sergiledikleri, tuhafiye, mefruşat ve halı, kilim mağazalarının sayısı oldukça fazla. Fiyatları son derece ekonomik olarak satılan bu ürünleri alırken her şeye rağmen pazarlık yapılması ise olmazsa olmazlardan. Gerçekten söyledikleri fiyatların yarısına anılan ürünleri alabilme imkânınız olduğunu unutmayın!

Marakeş’in Medina’sının iç kısımları ise tam bir kâbusa dönüşebilir gezginler için. Şöyle ki; bir sokağın başında kesilen kocaman bir devenin tüm parçalarının hemen oracıkta nasıl parçalanarak satıldığını gözlemlemek sanırım pek iç acıcı değil.

Moğol ve Berberi mimarisinin tüm izlerini göreceğiniz Bahia Sarayı ’da Medina bölgesinde. Ali Baba ve Kırk Haramiler, Harem, Şehrazat gibi filmlerde film seti olarak kullanılan bu sarayı
mutlaka görmelisiniz.

Günümüzde Bin Bir Gece Masallarına yolculuk yapmayı arzu ediyorsanız tek seçeneğiniz var. O da Fas’ın gizem ve büyüsüne yapılacak olan yolculuktur.

PAYLAŞ
Önceki makaleVaranasi
Sonraki makaleSt. Petersburg
Avukat, eğitmen, yazar, gurme, rehber ve gezgin. 19 Ocak 1973 tarihinde Berlin’de doğdu.1995 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldu. Üniversite yıllarında, İstanbul Defterdarlığında ve Maliye Bakanlığı Baş Hukuk Müşavirliği ve Muhakemat Genel Müdürlüğü’ne bağlı olarak İstanbul Muhakemat Müdürlüğünde görev yaptı. 1997 yılında aynı üniversitede Mali Hukuk alanında Yüksek Lisans çalışmasını tamamladı. 1995 yılında Eke&Şimşek International Law&Consultancy firmasının yönetici ortağı olan Şimşek, yerli ve yabancı birçok şirketin, dünyanın birçok metropolünde, Uluslararası Tahkim Mahkemelerindeki uyuşmazlıklarının hallinde avukat ve danışman olarak görev aldı. Özellikle Vergi ve İdare Hukuku alanında birçok ödülün sahibidir. Halen İstanbul Barosuna bağlı olarak serbest avukatlık yapan Şimşek, çeşitli gazete ve dergilerdeki hukuk makalelerinin yanı sıra, gezi kültürüne yardımcı olmak amacıyla, çeşitli yüksek tirajlı gazetelerde ve dergilerde gezi yazıları da yazmaktadır. Yüz elliye yakın ülkede gerek iş gerekse gezi amaçlı bulunan Şimşek, Türkiye Gezginler Kulübünde Yönetim Kurulu Üyeliği yapmıştır. Dünyanın 131 ülkesine seyahat etmiş olan Şimşek, Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, TÜBIYAD, Türkiye Gezginler Kulübü, Fenerbahçe Spor Kulübü Birleşik Vakfı, Adalar Rotary Kulübü, Türkiye Bilişim Derneği, İ.Ü Mezunlar Derneği, Maliye Okulu Derneği ve birçok sosyal amaçlı dernekte aktif olarak görev almaktadır. Eke&Şimşek Hukuk Bürosu yönetici ortağı olarak gerek uluslararası gerekse Türkiye’nin seçkin firmalarına, yeni kanunlardaki değişimler bakımından eğitimlerine devam etmektedir. Profesyonel Eğitim Çalışmalarını aynı anda Kurum İçi Motivasyon Eğitimleri ile de devam ettiren ŞİMŞEK, Bir Gezginin Sırt Çantası, Seyir Defterimden Başlıklar,7 Kıta'da Dünya vatandaşı Olmak,81 İlde Lezzetto, Harikalar Diyarı ve UNESCO Dünya Miras Listesi, Antik Yerleşimler ve Tarihi, Mitologya, Antik Yunan ve Roma Mitolojisi, Bir Tur Rehberinin Kaleminden Köşe Bucak Dünya, Konuşan Masa, Trekking ve Ekip Ruhu başlıklı eğitimleri de vermektedir. İki çocuk sahibi olan Şimşek, iyi derecede İngilizce bilmektedir.

Bu Yazıya Yorum Gönder

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen adınızı girin